Üniversite kontenjanları ile öğretmen atamaları arasındaki uçurum derinleşiyor
Öğretmen yetiştiren bölümlerde mezun sayıları ile kamuya yapılan atama kontenjanları arasındaki fark büyümeye devam ediyor. YÖK ve MEB verileri, bazı branşlarda arz fazlasının kronik hâle geldiğini ortaya koyuyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verileri ile Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından açıklanan son öğretmen atama sayılarının karşılaştırılması, öğretmen istihdamında süregelen dengesizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle bazı branşlarda mezun sayılarının atama kontenjanlarının katbekat üzerine çıkması, öğretmen adaylarının istihdam beklentilerini zora sokuyor.
Her yıl binlerce öğrenci eğitim fakültelerinden mezun olurken, kamuya yapılan atamaların sınırlı kalması dikkat çekiyor. Veriler sosyal bilimler başta olmak üzere bazı alanlarda arz fazlasının kronikleştiğini gösteriyor. Eğitim uzmanları, üniversite kontenjan planlaması ile kamu personel ihtiyacı arasında daha güçlü bir eşgüdüm sağlanması gerektiğini vurguluyor.
BRANŞ BAZINDA ÇARPICI FARK
Son açıklanan rakamlara göre bazı bölümlerde mezun sayıları ile atama kontenjanları arasındaki fark dikkat çekici boyutlara ulaştı:
Türk Dili ve Edebiyatı: 3.680 mezun kontenjanı – 58 atama
Tarih: 3.646 mezun – 54 atama
Fen Bilgisi: 1.219 mezun – 300 atama
İlköğretim Matematik: 2.698 mezun – 157 atama
İngilizce Öğretmenliği: 3.437 mezun – 801 atama
Beden Eğitimi: 2.560 mezun – 160 atama
Okul Öncesi: 3.476 mezun – 653 atama
Rehberlik: 3.498 mezun – 603 atama
Özellikle Türk Dili ve Edebiyatı ile Tarih branşlarında mezun sayısının atama kontenjanının onlarca kat üzerinde olması, planlama ile istihdam politikaları arasındaki kopukluğu ortaya koyuyor. Öğretmen adayları ise daha dengeli kontenjan politikası ve öngörülebilir atama sistemi talep ediyor.