19 Nisan 2026, 03:24:16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Çok Bulutlu
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Paz 17°C
Pts 18°C
Sal 18°C
Çar 13°C

Geçmişteki ‘açılım süreçlerinde’ Adalet Bakanlığı yapan Sadullah Ergin: Yeni bir süreç için şartlar uygun mu?

Geçmişteki ‘açılım süreçlerinde’ Adalet Bakanlığı yapan Sadullah Ergin: Yeni bir süreç için şartlar uygun mu?
15 Ocak 2025 10:52
A+
A-

2009-2013 yılları arasında Adalet Bakanı olarak görev yapan Sadullah Ergin, yeni “çözüm süreci” tartışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Ergin, şartların geçmişe kıyasla daha uygun olduğunu belirtti, ancak eğer yeni bir süreç başlatılacaksa, en önemli dersin yasal altyapının Meclis’te hazırlanması gerektiğini vurguladı.

2019 yılında AKP’den ayrılarak DEVA Partisi’ni kuran Ergin, şu anda partinin Başkanlık Kurulu üyesi ve Ankara milletvekili olarak görev yapıyor. BBC Türkçe’ye verdiği röportajda, ” Bugünün avantajlarının doğru kullanılıp, konunun doğru yöntemlerle meclise ve Türkiye kamuoyunun önüne getirilmesi durumunda iyi sonuçlar alınabileceği ” yorumunu yaptı.

Bununla birlikte, iktidarın henüz bu adımı atmadığını ve konuya yaklaşımının kaçamak olduğunu ifade etti. Ayrıca, ciddi bir bilgi eksikliği bulunduğunu belirterek, kendi yaklaşımını “ihtiyatlı bir iyimserlik” olarak tanımladı. Ergin, hükümet üyelerinin dahi sürece dair yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade etti ve Meclis’te kapalı oturum yapılması gerektiğini savundu.

‘Çözüm süreci’ neden çöktü?

Kürt sorununun çözümü için çatışmasızlık ve müzakere anlayışı temelinde gerçekleştirilen süreçlerden, 2009’daki girişim daha çok “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” ya da “açılım süreci” olarak tanımlandı. 2013-2015 yılları arasındaki süreç ise kamuoyunda “çözüm süreci” olarak anıldı. Sadullah Ergin, hem 2009’daki süreçte hem de 2013-2015 sürecinin başında Adalet Bakanı olarak görev yapıyordu.

Ergin, “açılım sürecinin” çöküşünü değerlendirirken, şunları söyledi:

“2009’da bir tek AK Parti bu işi gündeme getirdi. Bu işin arka planında altyapı hazırlıkları çok yeterli değildi. Mesela Habur girişlerine ilişkin hazırlıklar çokça eleştirildi. Yine toplum psikolojisinin buna uygun hale getirilmesi noktasında bir çalışma da yapılmadı.”

2009 ile 2013’ü kıyaslayan Ergin, şunları ekledi:

“2013’te başlayan süreçte de AK Parti tek başınaydı. Yine ihtiyaç duyulan yasal altyapı maalesef hazırlanmadan sürece girildi. Ama 2013’te, 2009’dan farklı olarak Akil İnsanlar Heyeti kuruldu. Bu etkin çalışma sonrasında kamuoyunun sürece dair desteği yüzde yetmişlere kadar çıktı.

“Çok güçlü bir iletişim yöntemiydi ve nihayetinde bir yol haritası oluşturulmuştu. Bu yol haritası adım adım işletilmeye çalışıldı. Ancak belli adımlar muhataplar tarafından tam anlamıyla yerine getirilmediği ve süreci sabote eden girişimler de yaşandığı için maalesef akim kaldı.”

Ergin, “çözüm sürecinin” çökmesinin nedenini özellikle PKK’nın silahlı unsurlarını ülke dışına çıkarmamasıyla ilişkilendiriyor:

“Önce silahların susması gerekiyordu. Sustu. Arkasından Türkiye içerisinde bulunan unsurların yurt dışına çıkarılması işi vardı. O süreçte göstermelik bir çıkış görüntüsü oluştu ama ciddi bir çıkış olmadı. Örgütün Kandil ayağı buna ayak sürüdü. O iş aksayınca maalesef bu, diğer taraflara sirayet etti.”

Ergin, “Şunu da söylemezsek biraz yanlış olur” diyerek, sürecin hukuki altyapısının da önemli olduğunu vurguladı:

“Doğrusu belki hükümet ayağınında da bu sürece bir hukuki altyapı inşa edilmesi uygun olurdu. Mecliste bu süreç işletilebilirdi. Zannediyorum ki o dönemde muhalefet bloğunun bu girişimi sabote etme ihtimali hükümeti bundan uzak tuttu.”

Bir gazetecinin “Siz de o dönemde bakandınız. Bunu özeleştiri anlamında da mı söylüyorsunuz?” sorusuna Ergin, “Tabii. O bir eksiklik. Ben o hükümette adalet bakanıydım ama bu kararlar bir tek bakanın inisiyatifiyle oluşacak kararlar değil. Hükümetin bir toplam sorumluluğu var” şeklinde yanıt verdi.

Sürecin kritik aşamalarından biri olarak kabul edilen 28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe toplantısında açıklanan 10 maddelik yol haritası, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 22 Mart’ta eleştirildi. Bu tavrın nedenini sorduğumuzda Ergin, o dönemde görevde olmadığını belirterek, durumu ancak kişisel olarak değerlendirebileceğini söyledi: “Bu tür işlerde karşılıklı komisyonlarda çalışan arkadaşların muhtemelen sürece dair yeterli bilgilendirme yapmamış olmaları söz konusu. Bilgilendirme yapılmışsa da daha sonra o dönem Sayın Başbakan’ın ‘Bu süreç herhalde kamuoyu önünde bize sıkıntı verecek bir noktaya evriliyor’ gibi bir duyguya kapılmış olabileceğini değerlendiriyorum.”

Ergin, 2009’daki süreçte dış aktörlerin de yer aldığını, ancak 2013’teki sürecin tamamen iç dinamiklerle şekillendiğini belirterek, şunları söyledi:

“Evet; 2009, arada üçüncü ülkelerin de bulunduğu bir süreç gibiydi, biz de öyle okuduk. Nihayetinde zaten kısa sürede akamete uğradı. 2013’te başlayan süreç ise tamamen iç dinamiklerle oluşturulmuş bir süreçti. Yine İmralı ve Kandil merkezli olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın iletişimiyle yürüyen bir süreçti. Yerli unsurlar, iç dinamikler, kendi ülkemizin vatandaşlarıyla çalışılmış bir süreçti. Bu, sürecin güçlü yönüydü.”

‘Süreçten’ çıkarılacak dersler nelerdi?

Ergin, “çözüm sürecinden” çıkarılacak en büyük dersin, güçlü bir yasal altyapı oluşturulması gerektiği üzerinde duruyor. Ergin’e göre, herhangi bir sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için öncelikle bu tür bir altyapı kurulmalı.

“Bir süreç olursa ve bu sürecin sağlıklı işlemesi arzu ediliyorsa böyle bir çalışma için öncelikle bir yasal altyapı oluşturulmalı. Bu süreçte çalışan aktörlerin, inisiyatif alanların nasıl adım atmaları gerektiğine dair yasal bir alt yapının inşa edilmesi buradaki çalışmalarda kolaylaştırıcı olur.”

“2013’tekine benzer şekilde; kamuoyunu, sivil toplumu, toplumsal kesimlerin tamamını enforme edip o enformasyon sonucunda kamuoyunu da yanına alma gibi bir çalışma yapılması da zaruri olur.”

‘Bugünkü siyasal iklim çok daha pozitif’

“Yeni süreç” tartışmaları, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklama ile başladı. Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nın lağvedildiğini açıklamasını önermişti. Ardından, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyeleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in de yer aldığı bir heyet, 28 Aralık’ta İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile görüştü ve Öcalan’ın mesajını kamuoyuna iletti. Heyet, geçtiğimiz hafta siyasi partileri ziyaret etti.

Sadullah Ergin, hem 2009 hem de 2013-2015 yıllarındaki süreçlerde, iktidar partisinin tek başına bu süreci yürütmeye çalıştığını ve Meclis’teki diğer partilerin karşı çıktığını belirtiyor. Ancak bugün bir süreç başlatılması durumunda, hem iç hem de dış dinamikler açısından şartların “tartışmasız” bir şekilde daha uygun olduğunu ekliyor:

“Geçmiş süreçlere baktığımızda bugünün avantajlı olduğu çok konu var. O dönemlerde mecliste sürece en çok karşı çıkan MHP ve CHP’ydi. MHP bu işe en fazla karşı çıkacak sosyolojinin ciddi oranda temsil edildiği bir siyasal parti. Şimdi bu işin bayraktarlığını MHP yapıyor. CHP de ‘Parlamento zemininde bir süreç işlerse biz de bu sürece destek verebiliriz’ noktasında. Burada, geçtiğimiz dönemlerle kıyaslanmayacak artılar var. Yani siyasal iklim geçmişe göre çok daha pozitif.

“Onun dışında, dış etkenler, yani komşu ülkelerde yaşananlar da bu sorunu kendi içimizde, bizim çözmemizin Türkiye’nin hayrına olduğu anlayışını güçlendiriyor.”

Ergin, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bu süreçteki tutumunu, dış dinamiklerle de ilişkilendiriyor.

“İç dinamiklerin bu hale gelmesinde bence dış dinamiklerin etkisi var. Suriye’de yaşananlar, İsrail’in bu coğrafyadaki pervasız hamleleri ve bölge dinamiklerini Türkiye aleyhine yönlendirme kapasitesi birlikte değerlendirildiğinde; Sayın Bahçeli böyle bir tabloya bakarak böyle bir inisiyatif almış gibi. Ben, kendi penceremden böyle bir resim görüyorum.”

‘Sürece dönüşmesi için başka aktörlerin de işin içine girmesi gerekiyor’

Ergin, “bugünün avantajlarının doğru kullanılması, konunun doğru yöntemlerle meclise ve Türkiye kamuoyunun önüne getirilmesi durumunda iyi sonuçlar alınabileceğini” belirttikten sonra:

“Bunu yapıp yapmamak tamamen yürütme erkinin bileceği bir şey. Yapıyor mu derseniz şu ana kadar bu yönde olumlu bir adım görmüyoruz. Kaçamak yaklaşımlar, mahcup söylemler var.”

Ergin, yaşanan gelişmeleri bir süreç olarak değerlendirmek için daha fazla aktörün işin içine girmesi gerektiğini belirtiyor.

“Bir girişim var ama bu bir sürece dönüştü mü? Bunun sürece dönüşmesi için Sayın Bahçeli ile DEM parti dışındaki aktörlerin de işin içine girmesi gerekiyor.

“AK Parti’nin, hükümet ayağının, Beştepe’nin bir miktar işin içine girmesi gerekiyor. Oranın motivasyonu biraz düşük görünüyor. Hakikaten kenarda ve korunaklı bir alanda duruluyor.

“İşin daha çok bilen tarafı olması gerekirken, bu kadar ihtiyatlı durduğu bir yerde bizim hiç bilgimiz olmadan bu işin önüne atılmamız doğru bir tarz olmaz.”

DEM Partililerle görüşmeden hangi izlenimleri edindi?

Sadullah Ergin, DEM Partisi’nin DEVA Partisi’ni ziyaretinde edindiği izlenimleri paylaşarak, DEM Parti yetkililerinin sürecin barışa yönelik bir ilk aşamayı içereceğine dair iyimser olduklarını belirtti.

“Onlar iyimserler. Bu sürecin ikili bir çalışmayı barındırdığını, ilk aşamanın barış sürecini sağlamak olduğunu söylüyorlar. ‘Şimdi bununla ilgili çalışıyoruz’ noktasındalar” diyor.

Peki izlenimlerine göre bu noktaya gelene kadar başka görüşmeler yapılmış olabilir mi?

“Tabii o konuda birçok spekülasyon yapılıyor ama damdan düşer gibi düşmemiştir diye düşünmüyorum. Ben kendim, bunun bir mutfak döneminin olduğunu değerlendiriyorum.”

‘Bilgiye ihtiyacımız var’

Sadullah Ergin, sürecin ilerleyişi hakkında kendisinin ve partisinin yeterli bilgiye sahip olmadığını vurguluyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları ve DEM Partisi heyetinin siyasi partilere verdikleri bilgiler dışında herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmadığını belirtiyor. Ergin, sadece Cumhur İttifakı partilerinin değil, MHP milletvekillerinin dahi sürecin içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade ediyor. Bu nedenle, süreçle ilgili en büyük ihtiyaçlarının doğru bilgilendirilmek olduğunu söylüyor. Ayrıca, sürecin başında barışa yönelik bir hedef olduğu, ancak bu hedefin nasıl hayata geçirileceğinin netleşmesi gerektiğini belirtiyor. Ergin, meclisin de bilgilendirilmesi gerektiğini ve bunun için bir kapalı oturum yapılmasının faydalı olacağına inanıyor.

“MHP milletvekilleri, ‘Genel başkanımız böyle diyorsa vardır bir bildiği’ deyip destek oluyorlar. İçerik bildiklerini düşünmüyorum. Öbür tarafta iktidar grubuna mensup milletvekilleri de ‘Tepedekilerin bir bildiği vardır’ diye düşünüyorlar. Gelen heyetin anlattıkları kadarıyla bir çözüm süreciyle ilgili bir çalışma yok. Söylenen şey, bir barış süreci sağlansın, silahlar sussun. Şimdi salt bu cümleye bir itiraz koymak mümkün değil. Türkiye’nin hayrına olacak, bu ülkede silahların susması, örgütün kendini belki dağıtması vesaire gibi seçeneklere bu ülkede karşı çıkacak kimse olmaz ancak bunun nasılı, ne içini ve altının doldurulması önemli.” ve ekliyor:

“Dolayısıyla bunu netleştirin diyoruz. Bu tür görüşmelerde belli bir zaman içerisinde ikili, kapalı devre götürmeniz gereken irtibatlı işler de olabilir. Bunları anlayabiliriz ama üçüncü ay da bitiyor. Eğer bir mesafe kat etmek istiyorsanız meclisi bilgilendirmek durumundasınız.”

KAYNAK:BBC

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.