Üniversitelerde personel alımı krizi: Cumhurbaşkanlığı’ndan yeni bir “atama takvimi” mi gelecek?
Üniversitelerin idari personel ihtiyacını karşılayan kadro ihdas ve alım süreçlerindeki belirsizlik, kurumların insan kaynağı planlamasını sekteye uğratırken iş yükünü de artırıyor.
Yükseköğretim kurumlarında idari iş ve işlemlerin yürütülmesinde kilit rol oynayan memur atamalarının sınırlandırılması, üniversiteleri zorunlu olarak sözleşmeli personel istihdamına yöneltti. 2025 yılından itibaren uygulanmaya başlayan yeni sistemle birlikte ilk defa memur alımlarının kısıtlanması ve sadece naklen atamaya izin verilmesi, personel ihtiyacının karşılanmasında Cumhurbaşkanlığına bağlı “ihdas ve kullanım izni” süreçlerini daha kritik hale getirdi. Ancak bu süreçlerin belirli bir takvime bağlı olmaması üniversitelerin idari kapasitesini olumsuz etkileyen bir belirsizlik ortamı yaratıyor.
TAKVİM BELİRSİZLİĞİ HİZMET VERİMLİLİĞİNİ DÜŞÜRÜYOR
Mevcut sistemde üniversitelerin kadro taleplerinin Cumhurbaşkanlığı tarafından toplu değerlendirme amacıyla biriktirilmesi, süreçlerin ciddi şekilde uzamasına neden oluyor. Personel ihtiyacının ne zaman ve ne ölçüde karşılanacağına dair bir öngörüde bulunamayan kurumlar, uzun vadeli insan kaynağı planlaması yapamıyor. Bu durum mevcut personelin üzerine binen iş yükünü artırırken, hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini de güçleştiriyor.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ: ŞEFFAF ve ÖNGÖRÜLEBİLİR PLANLAMA
Yaşanan aksaklıkların giderilmesi için kadro ve pozisyon tahsis süreçlerinin açık, şeffaf ve önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması talep ediliyor. Cumhurbaşkanlığınca talep toplama, değerlendirme ve sonuçlandırma aşamalarına dair sürelerin önceden paylaşılmasının, üniversitelerin idari kapasitesini güçlendireceği vurgulanıyor. Bu tür bir takvim uygulaması personel ihtiyacının zamanında karşılanmasını sağlayarak eğitim-öğretim hizmetlerindeki verimliliğe doğrudan katkı sunacak.