Kadınlar ve gençler işsiz: Türkiye’nin görünmeyen psikolojik krizi
TÜİK’in 2025 yılı nüfus ve işgücü verileri, işsizliğin en çok kadınlar ve gençler arasında yoğunlaştığını ortaya koydu. Uzmanlara göre artan işsizlik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derin bir psikolojik krizi de beraberinde getiriyor.
ÖZEL HABER- Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılına ilişkin açıkladığı son veriler, işsizliğin toplumun en kırılgan kesimleri olan kadınlar ve gençler üzerinde yoğunlaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Resmi rakamlara göre genel işsizlik oranı düşüş eğiliminde gösterilse de, kadın işsizliği ve 15-24 yaş arası genç işsizliği ülke ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor.
Her üç gençten biri işsiz
TÜİK verilerine göre özellikle üniversite mezunu gençler arasında işsizlik oranı dikkat çekici boyutlara ulaştı. Eğitim seviyesinin yükselmesine rağmen iş bulamayan gençler, uzun süreli işsizlik riskiyle karşı karşıya kalıyor. Gençlerin büyük bölümü, mezuniyet sonrası yıllarca ailesine bağımlı yaşamak zorunda kalırken, bu durum özgüven kaybı, gelecek kaygısı ve depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açıyor.
Kadınlar işgücünün dışında kalıyor
Kadınlarda ise tablo daha da çarpıcı. Kadınların işgücüne katılım oranı hâlâ erkeklerin çok gerisinde kalırken, çalışan kadınların önemli bir kısmı güvencesiz ve düşük ücretli işlerde istihdam ediliyor. Özellikle ev içi bakım yükü, çocuk sayısı ve sosyal destek eksikliği, kadınların iş hayatına katılımını zorlaştıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Birçok kadın iş bulamadığı için değil, “iş bulabileceğine inanmadığı için” iş aramaktan vazgeçiyor. Bu durum TÜİK verilerinde “işgücüne dahil olmayanlar” başlığı altında görünse de, gerçekte gizli bir işsizlik tablosu oluşturuyor. Özellikle gençler arasında “geleceğim yok” düşüncesinin yaygınlaşması, umutsuzluk duygusunu derinleştiriyor. Psikologlar, Türkiye’de işsizliğin artık toplumsal bir ruh sağlığı problemine dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Sosyal medya: Başarı vitrini, mutsuzluk aynası
İşsiz gençler ve kadınlar, sosyal medyada sürekli “başarı hikâyeleri” ile karşılaşmanın da psikolojik baskıyı artırdığını ifade ediyor. Aynı yaş grubundaki insanların kariyer, ev ve yaşam paylaşımları, işsiz bireylerde kıyas duygusunu tetikliyor ve yetersizlik hissini derinleştiriyor.