14 Haziran 2026, 16:57:08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Açık
İstanbul
25°C
Açık
Pts 27°C
Sal 29°C
Çar 28°C
Per 27°C

Kamuda mobbing haritası: En çok baskı hangi kurumda?  

Sağlık kurumlarından üniversitelere, belediyelerden adliyelere kadar kamu çalışanları aynı duyguda buluşuyor. Baskı, dışlama ve yıldırma artık istisna değil, sistemin bir parçası.  

Kamuda mobbing haritası: En çok baskı hangi kurumda?  
18 Şubat 2026 20:43
A+
A-

Kamuda çalışan binlerce memur için artık en büyük sorun maaş ya da terfi değil. En çok konuşulan ama en az dile getirilen gerçek, mobbing. Kimse açık açık şikâyet etmiyor, kimse adını koymak istemiyor ama herkes aynı cümleyi kuruyor. 

Yapılan saha görüşmeleri, sendika temsilcileriyle yapılan temaslar ve kamu çalışanlarının birebir aktardıkları, mobbingin kamuda artık tekil vakalar olmaktan çıktığını, birçok kurumda alışıldık bir yönetim biçimine dönüştüğünü gösteriyor. Resmiyette her şey mevzuata uygun. Evrakta problem yok. Ama fiiliyatta çalışanlar kendilerini sürekli baskı altında hissediyor. 

SAĞLIK SEKTÖRÜ LİSTENİN BAŞINDA 

En yoğun şikâyetlerin geldiği alanların başında sağlık sektörü yer alıyor. Hemşireler, sağlık memurları ve idari personel, özellikle nöbet listeleri, izinler ve görev dağılımları üzerinden hedef alındıklarını söylüyor. Aynı birimde çalışan personeller arasında adil olmayan iş yükü dağılımı, bazı çalışanların sistemli şekilde zor koşullara bırakılması ve itiraz edenlerin “sorunlu personel” olarak etiketlenmesi, sağlık çalışanlarının en sık dile getirdiği sorunlar arasında. 

Üniversitelerde ise mobbing daha sessiz ama daha derin yaşanıyor. Akademik personel ve idari çalışanlar, özellikle sözleşmeli statüde olanlar, görev tanımları dışında işlere zorlandıklarını, reddettiklerinde ise dolaylı tehditlerle karşılaştıklarını aktarıyor. Buradaki baskı çoğu zaman bağırarak değil, yok sayarak kuruluyor. Toplantılara çağrılmamak, akademik çalışmalarda dışlanmak, görev verilmemek ya da kariyer sürecinin bilinçli şekilde yavaşlatılması en yaygın yöntemler arasında. 

Belediyelerde ise mobbing çoğu zaman siyasi bir zeminde yaşanıyor. Yerel seçimlerden sonra birçok belediyede çalışanların görev yerlerinin değiştiği, masalarının alındığı, pasif görevlere çekildiği ve fiilen dışlandığı iddiaları sıkça dile getiriliyor. Buradaki baskı daha çok sürgün ve yalnızlaştırma şeklinde ortaya çıkıyor. 

Adliyelerde ise tablo daha çok hiyerarşik. Zabıt kâtipleri, mübaşirler ve yazı işleri personeli, amir baskısının neredeyse normalleştiğini söylüyor. Bağırma, azarlama, küçük düşürme gibi davranışların günlük rutinin bir parçası haline geldiği, şikâyet mekanizmalarının ise işlemediği ifade ediliyor. Çünkü çoğu zaman mobbing yapan kişiyle şikâyeti inceleyecek kişi aynı sistemin içinde yer alıyor. 

Peki onca yaşanan şeye rağmen neden kimse resmen şikâyet etmiyor? Cevap neredeyse herkes için aynı. Sürgün korkusu, sicil korkusu, sözleşmenin yenilenmemesi korkusu ve yalnız kalma korkusu. Yani mobbing sadece psikolojik değil, aynı zamanda kurumsal bir korku düzeni. Çoğu mobbing çoğu zaman yazılı değil, sözlü yapılıyor. Resmi değil, ima yoluyla ilerliyor. 

Uzmanlara göre bu tablo artık bireysel bir sorun olmaktan çıktı. Kamudaki mobbing, doğrudan bir çalışma hayatı sağlığı meselesine dönüşmüş durumda. Psikologlar, mobbinge maruz kalan kamu çalışanlarında anksiyete, depresyon, uyku bozukluğu ve tükenmişlik sendromunun ciddi şekilde arttığını belirtiyor. Ancak çoğu memur yaşadığı şeye rağmen işi bırakamıyor. Çünkü ekonomik koşullar, geçim derdi ve güvencesizlik korkusu onları sistemin içinde kalmaya zorluyor. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.