Özgürlük Üzerine
Hayat, çoğu zaman biz daha ne istediğimizi tam olarak anlayamadan akmaya başlıyor. Okullar seçiliyor, meslekler beliriyor, sorumluluklar birikiyor. Bir bakmışız, takvimler ilerlemiş; biz ise hep “Yapılması Gerekenler” listesinde yaşamışız. Oysa özgürlük belki de en çok burada, o listenin kenarına kendi el yazımızla küçük bir not düşebildiğimiz yerde başlıyor: “Ben asıl ne istiyorum?”
Özgürlük büyük ve gürültülü bir kavram gibi sunulur çoğu zaman. Oysa gündelik hayatta daha sade, daha kişisel bir anlamı var.
Sabah kaçta uyanmak istediğini bilmek, hangi şehirde yaşarken kendini daha iyi hissettiğini fark etmek, hangi işte zamanın nasıl geçtiğini anlamamak… Kendi yaşam planını oluşturmak, aslında bu küçük fark edişlerin üst üste eklenmesiyle mümkün oluyor.
Toplumun beklentileri, ailenin kaygıları, çevrenin kıyasları… Hepsi iyi niyetli olabilir. Ama her iyi niyet, bizim iç sesimizle aynı yöne bakmayabilir. Özgürlük, bu sesleri susturmak değil; onların arasından kendi sesimizi ayırt edebilmektir. Bazen yavaşlamak, bazen yön değiştirmek, bazen de “Ben bunu istemiyorum.” diyebilmekte hayat bulur.
Kendi yaşam planını yapmak, her şeyi kontrol etmek demek değildir. Hayat sürprizlerle doludur. Yaptığımız planlar çoğu zaman, farklı gerekçelerle, ustaca bozulur.
Fakat yön duygusu başka önemli bir noktadır. Rotayı sen belirlersin; rüzgârın şiddeti değişse de pusula cebindedir. O pusula; inançların, karakterin, alışkanlıkların ve değerlerindir. Ne senin için anlamlı? Neye emek verdiğinde içten bir “gerçekten tamamlanmış” hissi yaşıyorsun? Hangi başarının ardından gerçekten huzurlu uyuyorsun?
Belki de en zor kısım, başkalarının alkışlamadığı bir yolu seçebilme cesaretidir. Çünkü özgürlük, her zaman konforlu değildir. Bazen yalnızlık içerir, bazen belirsizlik. Ama aynı zamanda sahicilik taşır. Başkasının hayalini yaşamak güvenli olabilir; kendi hayalini yaşamak ise daha canlı.
Kendi yaşam planını yapmak için büyük adımlar atmak şart değil. Küçük tercihlerle başlar her şey. Bir kursa yazılmak, bir şehre taşınmayı düşünmek, uzun zamandır ertelediğin bir hayale zaman ayırmak… Her küçük adım, “Bu benim hayatım” demenin sessiz bir biçimidir.
Özgürlük belki de en çok, akşam başını yastığa koyduğunda hissettiğin o sade huzurdur. Gün içinde yaptıkların başkalarını memnun etmiş olabilir ya da etmemiştir. Ama sen, kendi doğrularına biraz daha yaklaşmışsındır. İşte o an, hayatın başrolünde olduğunu hatırlarsın.
Ve belki de özgürlük tam olarak budur: Kendi hikâyeni, kendi cümlelerinle yazmaya cesaret etmek.
Hocam, kaleminize sağlık. Eski bir bir öğrenciniz olarak sizi çok özledim.
Bize matematikte sorgulamayı, özgürce düşünmeyi ve problemleri cesaretle çözmeyi öğrettiniz. Başarının anahtarlarını adeta cebimize koydunuz.
Eğer bugün bir yerlere gelebildiysek, bunda en büyük pay sizindir hocam.
Yazılarınızı görmek inanın bana büyük bir mutluluk ve huzur veriyor. Siz aramızdan ayrıldığınızda biz gerçekten çok üzülmüştük.
Sevgiyle kalın hocam.
Hocam, gece gündüz Google’da isminizi aratıyorum; yeni yazınızı ilk ben göreyim, ilk ben okuyayım diye heyecanla bekliyorum.
Ellerinizden öperim hocam.
Sevgi yağmurunda şemsiyesiz kalın; o güzel yüreğiniz hep ıslanıp çoğalsın.