8 Haziran 2026, 22:24:02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Açık
İstanbul
26°C
Açık
Sal 25°C
Çar 26°C
Per 27°C
Cum 27°C

ENAG Raporu; Ekonomik Durum Ürkütücü

ENAG Raporu; Ekonomik Durum Ürkütücü
29 Ocak 2023 11:26
A+
A-

Açıkladığı enflasyon rakamları ile sürekli gündeme gelen Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) 2022 yılı Türkiye Ekonomisi Analizi raporu’nu yayımladı.

Raporda, 2022’nin en büyük sorununun yüksek fiyat artış hızı olduğu kaydedilerek yüksek enflasyonun hem gelirleri düşürdüğü hem de karşılaşılan fiyatların rahatsızlık uyandırdığı belirtildi.

ENAG Türkiye Ekonomisi Analizi raporunda şu ifadelere yer verildi;

“Geçtiğimiz yılın en büyük ekonomik sorunu yüksek fiyat artış hızı ve bunu takip eden toplumsal yük olmuştur.

Hızını az da olsa kesen fiyatlar genel seviyesindeki artış, aylık bazda yine yüzde 5’lerde yapışkan bir hal almış ve baz etkisiyle azaldığı görülen enflasyon oranına rağmen hayat pahalılığını yukarılara taşımaya devam etmektedir.

Diğer bir ifadeyle yüksek enflasyon sorunu hem fiyatlar kapsamında rahatsızlık vermekte hem de, harcanabilir geliri sürekli bir şekilde azaltmaktadır.

Temel olarak bu sorunun yarattığı zincirleme etkiler karşımıza iki yönlü çıkmaktadır: İlki, enflasyonun yüksek olmasının getirdiği ek vergi, yükü diğeri ise tasarrufları eritmesinden kaynaklanan yatırım yetersizliği yani büyümeden ödün vermedir.

Bunları dilerseniz biraz detaylı irdeleyelim.

Raflarda oluşan fiyatların belirli bir yüzdesi olan KDV ve benzeri vergilerin fiyat artışları ile beraber hükümetin vergi gelirlerini de artırdığı bir gerçektir. Sürekli bir fiyat artışına bağlı kalan tüketicinin harcanabilir gelirinde bu kapsamda oluşan erime, ulusal gelirin yüzde 65-70’ni oluşturan tüketim harcamalarında eksiklik ortaya çıkarmaktadır. Bu ise bir yanda tüketimsizlik ile ekonomik büyümeyi potansiyel büyümenin çok altına getirmekte, bazı zamanlarda ise onu eksiye çekmektedir. Daha da önemlisi gelirinde aralıklı maaş zamları ile artış elde eden tüketicinin bu geliri ancak tüketim harcamalarına yönelttiği için ulusal tasarruflarda eksiklik oluşmaktadır.

Bu ise doğal olarak diş borç talebinin inanılmaz artışını beraberinde getirmekte ve bununla da ancak ertelenmiş ya da yerine koyma yatırımları tamamlanmaya çalışılmaktadır. Diğer bir ifadeyle tasarruf açığı dış borç talebini artırmakta ve çoğu zamanda bu durum merkez bankası rezervlerini hep ekside tutma sonucunu yaratmaktadır.

Ekonomik Büyüme ve Finansal Yapıdaki Görünüm

2018’den günümüze zaten cılız bir performansa sahip üretim sürecinde Türkiye, baz etkisini bir kenara bıraktığımızda hep potansiyelinin altında bir büyüme performansı göstermiştir. Bu durum 1923’den günümüze yıllık ortalama büyüme oranı olan %5’in bile çok altına erişmiştir. Esasında aynı durum son 20-22 yılın ortalama büyüme oranında da farklılık arz etmemektedir.

Bu ise karşımıza “günümüze kadar yapıldığı belirtilen onca yatırım ve harcamaların esasında etkin olmayan bir yöntemle gerçekleştirildiğinin bir göstergesi olan cılız büyüme sürecinde bir plansızlık olduğunu, fizibilite raporları kapsamında marjinal maliyet ile marjinal fayda analizinin etkin bir şekilde yapılmadığını ve çoğu zaman da dış kaynaklara bağlı fonlamalar neticesinde, yaşanan döviz şokları ile getirilerin azaldığı hatta eksiye döndüğü gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.

Dış ticarete açık firmalar en fazla getiri eksikliği yaşayan grup haline gelmiştir.

Tüm bu zayıf ekonomik performansın nedenini sadece tasarruf eksikliğine bağlamak doğru olmayacaktır. Esas itibariyle devlet yardım ve teşviklerine göbekten bağlı olan sermaye oluşumu son dönemdeki ekonomik dengesizliklerden olumsuz bir şekilde etkilenmiş, sermaye sahibi ise açıklanan enflasyona göre kar ettiği düşüncesiyle süreci yönetmeye çalışmıştır. Özellikle bastırılmış faiz ve döviz kuru politikasıyla da günümüzde dış ticarete açık firmalar en fazla getiri eksikliği yaşayan grup haline gelmiştir.

Sanayinin bu fotoğrafına ek olarak tarımsal üretimde de eskiye dönüşüm tarzında bir sürecin eksikliği hissedilmektedir. Köylüleşme oranındaki azalma ve hızlı demografik değişimlerin fiyat politikasızlığı ile buluştuğu tarım ve hayvancılıkta görünüm gittikçe bozulmaktadır. İthalatın bir ceza aracı olarak kullanıldığı hayvancılıkta örneğin süt, et ve yem politikasında inanılmaz yanlışlıkların yine akıldışı fiyat politikaları ile birleşmesi ürünlerde kıtlıkla beraber fiyat artışlarını beraberinde getirmiştir.

Hane halkı’nın güvenli limanlara gitmesi engellenmiştir.

Finansal piyasalarda ise durum çok karanlık bir görünümdedir. Alternatif yatırım araçlarının tamamen faiz belirleme yaklaşımıyla yok olması ve yatırımcıları tamamen borsaya yönlendirme girişimi finansal piyasalarda balon yaratmakla kalmamış, gelir dağılımını da büyük derecede bozmuştur. Basit anlamıyla tasarruflarını bankalarda değerlendiremeyen hane halkının döviz ve altın alımındaki kısıtlamalar ve farklı alış ve satış fiyatları ile de güvenli limanlara gitmesi engellenmiştir.

Özetle, para ve maliye politikasındaki yanlış uygulamalar ile birleşen cılız büyüme ve kurumsal zayıflama ekonomideki kaynak dağılımını, daha geniş bir yaklaşımla etkinliği azaltmış ve günümüzdeki dağınık görünüm ortaya çıkmıştır.

Bu görünüm gerçekten ürkütücü! Saygılarımızla,

ENAG Ailesi”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.