Otomobilde ÖTV Zammı Değil, “Zam Tuzağı”: Düşük Gelirli Vatandaşa Çifte Darbe
24 Temmuz’da otomotiv sektöründe yürürlüğe giren yeni Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemesi, düşük segmentte otomobil hayali kuran vatandaşlar için fiyat avantajı değil, vergi tuzağı doğurdu.
24 Temmuz’da otomotiv sektöründe yürürlüğe giren yeni Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemesi, düşük segmentte otomobil hayali kuran vatandaşlar için fiyat avantajı değil, vergi tuzağı doğurdu. Yeni sistemle birlikte 1600 cm³’e kadar olan araçlarda ÖTV oranları yüzde 45-80 bandından yüzde 70-100 bandına çıkarıldı. Böylece en düşük segment araçlarda dahi vergi yükü ciddi şekilde arttı.
Alt sınır değişti, matrah oyunu başladı
Düzenlemeyle birlikte daha önce 1600 cm³’e kadar olan araçlar için geçerli olan alt ÖTV sınırı 1400 cm³ seviyesine çekildi. Bu değişiklikle beraber 1400 cm³ altındaki araçların ÖTV’si de yüzde 70-90 bandına yükseldi. Her ne kadar bu gruptaki bazı modellerde yüzde 10’a varan fiyat indirimi yaşansa da bu durumun geçici olduğu, uzun vadede ise araç fiyatlarını yukarıya çekeceği belirtiliyor.
Vergi oranı sabit ama yük artacak
Yeni sistemde, ÖTV oranlarına doğrudan zam yapılmasa da matrah esaslı vergi uygulaması nedeniyle enflasyon arttıkça vergi yükü de otomatik olarak artacak. Araçların üretim maliyetleri veya satış fiyatları yükseldiğinde, vergi dilimi de yukarı kayacak. Böylece bir araç, hiçbir yasal değişiklik olmadan daha yüksek vergiye tabi tutulabilecek.
Ekonomistler, bu uygulamayı “otomatik zam mekanizması” olarak tanımlıyor. ÖTV oranı görünürde sabit kalırken, enflasyonun her yükselişi vatandaşın sırtındaki vergi yükünü ağırlaştırıyor. Özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların ulaşabildiği segmentteki araçlarda bu yük daha fazla hissediliyor.
Amaç enflasyondan kazanmak mı?
Uzmanlar, hükümetin bu yöntemi “zam yapmadan daha fazla vergi toplama” aracı olarak kullandığını belirtiyor. ÖTV’nin enflasyona duyarlı hale getirilmesi, vergi adaleti tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.